Reklam
bizimsilivrihaber.com

Kocabaş: Bugünler geçecek, güzel, güneşli günler ülkemin olacak.

Silivri SİAD Başkanı Hakan Kocabaş, “Bu zor dönem elbet bitecek, öyle bir Türkiye olacağız ki; mağdurun yanında, zalimin karşısında, dimdik ayakta, birlik içinde, güçlü, lider bir ülke.” dedi.

Kocabaş: Bugünler geçecek, güzel, güneşli günler ülkemin olacak.
Reklam
Bu Haberi Paylaş:
Bu Haberi Oylayın!! Habere Oy vermek için yıldızların üzerine tıklayın!
[Toplam: 0 Averaj: 0]

Silivri SİAD Başkanı Hakan Kocabaş, “Bu zor dönem elbet bitecek, öyle bir Türkiye olacağız ki; mağdurun yanında, zalimin karşısında, dimdik ayakta, birlik içinde, güçlü, lider bir ülke.” dedi.

Kocabaş “İlçemizin en önemli STK’larından biri olan Silivri SİAD’ın başkanı olarak; ilçedeki dostlarıma şahsım adına bazı mesajlar vermemin yadırganmayacağını düşünerek bu satırları kaleme almayı arzu ettim, kendimi bu asil milletin bir parçası olarak borçlu hissettim.” dedi.

Silivri SİAD Başkanı Hakan Kocabaş, yazılı açıklaması aynen şöyle;

PANDEMİYE DAVET!
“Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan,
Bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya bezeyen toprak,
Bu cehennem, bu cennet bizim..”
Bu güzel dizeler ile başlamak istedim yüreğimden gelen sözlerin, kaleme
dökülenlerine.
Kim diyebilir dünya batsın, başkalarından bana ne diye!
Ama önce kendi vatanım, önce kendi insanım yine de.

Bu satırlara bundan ve başlıktan başka COVİD-19 ile alakalı hiçbir şey
yazmayacağım, çünkü içimiz dışımız zaten virüs oldu, bıktık…

Dünyanın çok ciddi bir süreçten geçtiği doğrudur. Ama insanlığın bu
süreçten insan olarak çıkması daha önemlidir. Ben de ilçemizin en önemli
STK’larından biri olan Silivri SİAD’ın başkanı olarak; ilçedeki dostlarıma şahsım adına bazı mesajlar vermemin yadırganmayacağını düşünerek bu satırları kaleme almayı arzu ettim, kendimi bu asil milletin bir parçası olarak borçlu hissettim.

Önlemleri almanın ne kadar zorunlu ve değerli olduğunu dünyadaki
örneklerinden görürken, insanları da kaygı uçurumuna getirmenin ne kadar
kötü bir süreç oluşturacağını anlamak herhalde medyasından, bilim
çevrelerine kadar tüm bu odakların asil görevlerinden olması gerek.
Bu kaygıları özellikle hastalarımızdan, yaşlılarımızdan ve toplum içindeki tüm mağdurlardan bertaraf etmek esas anlamıyla hepimizin görevidir.

Bu süreç her türlü kaybımız olacak kuşkusuz, kayıpsız kapatmak mümkün
değil elbet. Ama en az can kaybıyla süreci atlatmamız, en büyük dileğimiz.

Zaman zaman felaket tellallığı yapılsa da hükümetimizin bu konuda tüm
önlemleri aldığına inanıyorum.

Kuşkusuz millet olarak da bu dönemde üzerimize düşenler var.
Bunların en başında da elbet, tüm önlemlere uymak geliyor. Ama onlar
kadar önemli olanlar da var; Türk Milletinin hasletleri…
Yardımlaşma,
Birlik olma,
Yaşlılarına saygı duyma,
Devletine sahip çıkma başta olmak üzere birçoğu…

Biz büyük bir millet olduğumuzu unutmadan, ne badirelerden, neler
yaşayarak her defasında çıktığımızdan dem vurmamız gerek zaman zaman.
Bu da bir Kurtuluş Savaşı gibi mücadele gerektirmiyor mu?
Bu da hep yekûn vücut olarak birlik içinde olmayı gerektirmiyor mu?
Birliğimiz, beraberliğimiz ve en önemlisi geleceğimiz için bu bilinçte
olmamız şarttır.

Biz sanayicilerin bu dönemde işleri her zamankinden zor.
Her türlü yükün altında ama bu yüklerin en ağırı personellerine olan
bağları. Bizleri gerçek birer sanayici yapan da işte tam bu değil mi?
Personellerine bu kadar sıkıntılı dönemde sahip çıkan tüm Silivri SİAD
üyelerimizi takdirler karşılıyorum. Her birine ailelerimizin bir ferdi olarak sahip çıkmamız her şeyden daha takdire şayan.

“Ateş düştüğü yeri yakar” sanayicilerimizin çoğunun yükleri ağır elbette
ama günübirlik çalışanların, esnaflarımızın, emeklilerimizin, dar
gelirlilerimizin işi hepsinden daha zor. Onların kaygılarına ortak olmak,
yaşamlarına destek olmak devletimizin görevidir ama bizlere de düşen
görev yok mudur? Ama bir dirhem, ama bir okka, herkesin gücü oranında
yapabilecekleri olmalı.

Bu sebeple Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı
“Biz Bize Yeteriz Türkiyem” kampanyasına katılmanın bir vatandaşlık
görevi olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum ve kadir şinaz
milletimizin de bu kampanyaya destek vereceğine inanıyorum.
Moralimizi her zamankinden yüksek tutacağız, birlik olacağız ve
bugünlerden çok daha kuvvetli ve güçlü bir Türkiye olarak çıkacağız, buna
inancım tam.

Bu sıkıntılı dönemde herkes gücü nispetinde desteğini verdi ve tabi
bunların içinde hakları ödenemezlerimiz de var; eczacılarımızdan,
ambulans çalışanlarına, hemşire ve hasta bakıcılarımızdan, doktorlarımıza,
tüm sağlık çalışanlarımıza müteşekkirim.

Bu dönemde cansiparane çalışan kamu görevlilerimiz var, yine çalışan
sanayicilerimiz var; onlar da teşekkürü hak ediyorlar. Meslek Liselerimizde öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz her türlü gayreti milli birlik inancıyla gösteriyorlar. Bu millet zor zamanlarda her zamankinden güçlü olur, bu inancın zaferi olur.

Böyle cefakâr, vefakâr insanlarımız yanında bu direniş ve karşı koymaya
set koyanlar, durumdan vazife çıkaranlar da oluyor elbet. Onları Allah’a
havale etmekten başka yapacağımız şey, onları vicdansızlıklarıyla baş başa bırakmak.

Bu sıkıntılı dönemde bir iki sektör dışında tüm sektörler sıkıntı içinde
oldukları halde; 24 saat çalışan sektör ileri gelenlerinin bazılarının hala devletten destek bekler algı yönetimleri yapmaları akla ziyandır.
Bir tarafta çalışamadıkları halde devlete yük olamamak için desteklerden
feragat etmeyi düşünenler varken, diğer tarafta hala devletin gücünü biraz daha yanlarına almak isteyenleri esefle kınıyorum, onlara yazıklar olsun demekten kendimi alamıyorum.

Unutulmamalıdır ki ülkemizdeki firmaların %99’u KOBİ hüviyetindedir,
ülke istihdamının %75’ini barındıran binlerce çalışanı olan bu işletmeler
desteklenmelidir ki; ekonominin çarkları sağlıklı işlesin.

Ben buradan başta Sn. Cumhurbaşkanımız olmak üzere bölge
milletvekillerine, ilçe başkanlarına, bürokratlara sesleniyorum; sesi çok
duyulan değil, sesi çıkamayacak durumda olanların, sektörlerin yanında
olmaya devam ediniz.

Bir başka esefle karşıladığım konu da maalesef son bir aydır
televizyonlarda olan bazı bilim adamlarımız, 80 milyonun üzerinde olan bir nüfusla 10 milyon bile olmayan devletleri karşılaştırmak, İstanbul gibi dünyanın önemli metropolündeki hava trafiğini görmezden gelip, dünyanın en hareketli milletlerinden olan bizleri farklı şekilde değerlendirip devletin mücadelesini küçümsemek pek doğru yaklaşım olmamaktadır. İnanıyorum ki tüm kriterleri eşitleyince bizim önlemlerimiz, vakalarımız ve ölümlerimiz optimum seviyede kalacaktır. Elbette tüm isteğimiz, çabamız bir vatandaşımızın daha ölmemesi için, ama gerçeklerden de kaçılmıyor maalesef.

Ben bu mücadelede hayatlarını kaybeden başta sağlık çalışanlarımız olmak
üzere tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, tüm hastalarımıza da acil
şifalar diliyorum.

Yine bu dönemde üyelerimiz kampanyaya destekler veriyorlar, bir yandan
da sağlık çalışanlarımızın ihtiyaçları olan koruyucu ekipmanların üretimi, tedariği için çalışmalar yürütüyorlar. Hepsine sonsuz teşekkür ediyorum.
Bu kadar hızlı aksiyonu ancak Türk Sanayicisi alır.

Yazımın başlığını PANDEMİYE DAVET diye attım. Hemen ilk satırlarda
kullandığım dizeler DAVET adlı şiirden alıntı. Bu şiirin memleketim için
yazılmış güzel mısralarıyla iyilikte de bir salgın oluşturabiliriz
düşüncesindeyim.

İyilik bulaşsın ülkemizde pandemi etkisi yaratsın.
Bu zor dönem elbet bitecek, öyle bir Türkiye olacağız ki; mağdurun
yanında, zalimin karşısında, dimdik ayakta, birlik içinde, güçlü, lider bir ülke.

Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcut. Bugünler
geçecek, güzel, güneşli günler ülkemin olacak.

“ Biz Bize Yeteriz Türkiyem”

Saygılarımla.
Hakan Kocabaş

Bu Haberi Paylaş:
Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Bizim Silivri Haber
WhatsApp üzerinden gönder